Merhaba, ben Çisem. Henüz tanışmamış olabiliriz ancak ben yine de dün kahvelerimizi karşılıklı yudumlamışız gibi burada yazmak istiyorum.
1992 Ankara doğumluyum. Çoğu Ankaralı’nın aksine hiç Ankara’da yaşamadım ama belli bir yaşa kadar tatillerimin çoğu yengemlerin sitesinde, poşetle yokuş aşağı karda kayarak geçti. Milas’ta büyüdüm ve üniversite için İstanbul’a taşındım. Mimarlık bölümü mezunuyum. Yüksek lisansımı yaparken henüz adı “Gutta” olmayan ama içimde filizlenmeye başlayan bir işin hazırlıklarına ufak ufak atıldım. Ben kendimin aksine daha ortada hiçbir şey yokken ufacık tefecik adımlar atmaya başladım. Bir yandan Kuyumcukent’te bir altın fabrikasında çalışırken diğer bir yandan da takı çizimi dersleri almaya başladım. Yüksek lisans tezimi yazmaya başladığım dönem bu hazırlıklara ufak bir ara verdikten sonra tamamen Gutta’ya odaklandım.
Ne adı var ne ürün var, sadece bir fikir… Üniversite eğitimimden aldığım tasarım disiplinine güvenerek ve o zaman için “adım at gerisi gelir” inancıyla bir başlangıç yaptım. Daha kalemi elime aldığımda kafamdaki toz bulutunun içinden bir şeyler çıkarmak oldukça zordu. Gerçi hâlâ zor. Fakat sancılı bir sürecin sonunda başardım. Henüz bu sene adını koyabildiğim ilk koleksiyonum “BAŞLANGIÇ”ı oluşturdum. Bende işler genelde sancılı yaşanır, o yüzden çok şaşırmamalısın.
Bu süreçte tabii ki bir sürü zorluk yaşandı, bir sürü yanlış insana rast gelindi, bir sürü yanlış kararlar alındı. Ve maalesef elime bir sürü hurda (maden çöpü) geçti ama bir şekilde, en çok da ailem sayesinde bu işi 2026 yılına kadar getirmeyi başardım.
“Gutta ne demek?” diye soracak olursan: Gutta, “damla” anlamına gelen Latince kökenli bir kelime. Koca bir tesadüf mü yoksa babamın bilinçaltında verdiği bir karar mı bilmiyorum ama Çisem de yağmurun çiselemesi demek. Ben romantize ediyor da olabilirim. Düşündüğümde, benliğimin ağırlıklı bir kısmını oluşturan iki bölüm aslında.
Gutta benim için bir adım demek; ardından gelecek tüm adımların başlangıcı. Damlaların denize dönüşmesini bekliyorum. Hâlâ bir avuç suyuz, belki yine de bir damla, bir damla daha ve damlalarca var olmaya devam ediyoruz.
Kendimi bu özetle biraz olsun anlatabilmişimdir umarım, belki bir gün o kahveyi de içme şansımız olur, şimdilik hoşça kal.